gizemce

İngiltere'de yaşayan Declan Galbraith'in ailesi aslen İrlanda'lı. İşte size Declan Galbraith'in sesinden ufak yaşında ona ödüller getiren video klibi: 'Anlatın bana 'neden' '

27/3/2007 - AZRAİL'İN GÜZELLİĞİ

Kategori: GUNLUGUM


Ben, 40 yıllık bir kanser uzmanı olarak maddeyi aşan sayısız olayla kaşrılaştım ve bunları, o olaya şahit olanlarla birlikte belgeleyerek özel bir arşiv yaptım. Bunlardan 1976 yılında yaşanmış bir olayı size nakletmek istiyorum.

Kanser hastahanesinde başhekimken Serap adında genç bir hanım hastam vardı. Bu hastam göğüs kanserine yakalanmış ve tedavi için yurt dışına gitmek istemesine rağmen, bazı formaliteler sebebiyle o imkanı bulamamıştı.

Serap'ı özel bir ilgiyle bizzat ben tedavi altına aldım. Ve kısa bir süre sonra da iyileştiğini gördüm. Ancak Sereap 'ın da bbütün diğer kanserliler gibi ilk 5 yıl süreyi çok dikkatli geçirmesi gerekiyordu. Bir iş kadını olan Serap, 4 yıl kadar sonra 1 ihale için İzmir'e gitmek istedi. Kış aylarında olduğumuz için uçakla gitmesi şartıyla kabul ettim. Maalesef bilet buşamamış ve benden habersiz bindiği otobüsün kaza geçirmesi üzerine 6 saat kadar mahsur kalmış. Dönüşünden kısa bir süre sonra kanser, kemik ve akciğerine yayıldı. Serap bacak kemiklerindeki metastaz nedeniyle yürüyemez hale gelirken, hastalığın akciğerdeki tezahürü sebebiyle de devamlı olarak oksijen cihazı kulllanıyor ve söylediği her kelimeden sonra ağzını o cihaza yapıştırarak nefes almak zorunda kalıyordu. Evine gittiğim gün, yine güçlükle konuşarak:

- "Doktor bey," dedi. "Ben size... dargınım."
- "Niçin?" diye sordum.
- "Siz... dindar bir insanmışsınız. Niçin bana da, ALLAH 'ı ölümü, ahireti anlatmıyorsunuz?"

Dini inançlarının çok zayıf olduğunu bildiğim için bu teklifi karşısında oldukça şaşırdı. O'nu üzmemeye çalışarak:

- "Doktora ulaşmak kolaydır" dedim.
"Parayı bastırdın mı istediğine tedavi olursun. Ancak iman tedavisi için gçnülden istek duymalısın...."

Konuşmaya mecali olmadığından "Ben o isteği duyuyorum" manasında başını salladı. Artık ümitsiz bir tedavinin yanı sıra, ebedi hayatın ve saadetin bir reçetesi olan iman derslerimiz  başlamış ve dersler "hızlandırılımalı öğretime" dönmüştü. Anlattığım iman hakikatlarını bütün ruhuyla meczediyor ve arada bir soru soruyordu. Vefatına bir hafta kala:

-"Doktor bey," dedi. "Ben ölürken ne söylemeliyim?"
-"Senin durumun çok özel" dedim. "Kelime-i Şehadet sana uzun gelir. O anı farkedince "Muhammed" (s.a.v) sana yeter."

O, haliyle tebessüm ederek yine başını salladı. Çok ıstırabı olduğu için Serap'a sürekli morfin yapıyor ve O'nu uyutmaya çalışıyorduk. Ben, bir iş seyahati sebebiyle bir müddet ziyaretine gidemedim. Dönüşümde annesi telefon ederek:

-"Serap bir haftadır morfin yaptırmıyor." dedi."Sabahlara kadar inliyor ve çok ıstırap çekiyor." Hemen eve gittim ve iğne yaptırmamasının sebebini sordum. Aldığım cevabı hala unutamıyor ve hatırladıkça ürperiyorum.

-"Ya morfinin teseriyle ölüme uykuda yakalanır ve son nefesimde "Muhammed" diyemezsem?"

İşte Serap, böyle bir hanımdı. Bu arada benden istihareye yatmamı ve eğer bir kaç gün daha ömrü varsa, son günü uyanık kalacak şekilde morfin yaptırılmasını rica etti. Ben hiç adetim olmadığı halde cuma gününe rastlayan o gece istihareye yattım ve Serap'ın acizliği hürmetine sandığım salı gününe kadar yaşayacağına dair işaret sezdim.

Ertesi gün O'na:
-"Hiç korkma!" dedim."İğneyi vurdurabilrsin. Ve Serap bir veda niteliğini taşıyan bu  görüşmemizde son sorusunu da sordu:

-"Doktor bey... Azrail bana nasıl görünecek?"

-"Kızım." dedim. "O bir melek değilmi? Hiç merak etme, sana yakışıklı bir prens gibi görünecektir." Salı günü Serap'ın ağırlaştığı haberini alınca hemen eve gittim. Ancak vefatına yetişemedim. Ailesi tam manasıyla perişandı. Sadece kendisine uzun müddet bakan dindar bir hanım ayaktaydı ve beni görünce yanıma gelerek:

-"Doktor bey, biliyor musunuz, bu evde biraz önce bir mucize yaşandı!" dedi ve devam etti:

-"Serap, bir saat önce kadar önce oksijen cihazını attı ve "yataktan kalkması imkansız" denmesine rağmen kalkarak abdest aldı, ik rekat namaz kıldı. Bütün ev halkı hayretten donup kaldık. Ve kelime-i Şehadet getirerek vefat etmeden biraz öncede de:

-"Dotor bey'e söyleyin, dedi. Azrail, O'nun söylediğinden de güzelmiş!..."

                                                                                  Haluk Nurbaki




30 Mart Cuma Akşamı Peygamberimizin Mevlid Kandili'dir  
Pazartesi akşamı 632 yılında vefat etmiştir  aLLah rızası için en az 7 kişinin hatırlamasına  vesile olalım

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

2007-03-31 04:45:24 - merhaba

Yazan C9efsanesi(ekrem)
yazını begendım gızem ama bıraz benı urperttı bılmıyorum neden.ama ole ıste.kandılın mubarek olsun...
Bağlantı

<- Son SayfaSonraki Sayfa ->

Limit sizseniz limitsizsiniz.

Links

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
OYUNLAR

Kategoriler

Arkadaşlarım

lakers
siirlerindili
cerenimo74
uneshan
sengidince
ruhsuzbeden
kubrapesen
pinkkelebek
romantikmeyhane
playitagainsam
alternative
efsanetakim
c9efsanesi
binbirgecehikayeleri
saubjk1903

buradan selamlaşabiliriz



Son Yorumlar




sengidince ess... hazan saubjk ruhsuzbeden